|
Ar-ge süreci doğası gereği birçok olumsuzluk içermektedir. Bu olumsuzluklar projeyi şekillendiren önemli kilometre taşlarıdır. Hiçbir tasarım sürecinin olumsuzluklar yaşanmadan tamamlanmayacağını bilen araştırmacılar için yaşanan bu sorunlar aslında bir öğrenme sürecidir. Gazilerin savaşta aldıkları yara izleri gibi de kıymetlidir.
Bu sayfada sizlerle bu yara izlerimizi paylaşmak istedik. İstedik ki sabır, emek, tecrübe ve yaratıcılık gerektiren bu zorlu ve stresli sürecin sonrasında yaşanan bu keyfi siz de bizimle birlikte hissedin.
İlk Prototip
İlk prototip altı aylık bir imalat süreci sonunda Ankara’da 2007 yılının ilk haftasında tamamlandı. Bir hafta içinde çıkan yılın en kuvvetli fırtınasında pervane ana mili ortadan koptu ve pervane parçalandı. Bu hasar bize yataklama sisteminin hatalı olduğunu öğretti. Daha sağlıklı olarak geliştirilen yataklama tasarımı ile yeni bir pervane üretildi.
Ankara’daki deneme kuyusunda pompanın sızdırmazlık tasarımının da hatalı olduğu her tarafından su fışkırmaya başlayınca anlaşıldı. Ve bağlantılardaki o-ring tasarımı değiştirilerek sağlıklı bir yapıya kavuşturuldu. Artık pompa işlevini yerine getirmekteydi.
Yelkapan Edirne’de
Yelkapan 2007 yılının Ekim ayında Edirne rüzgârlarını yakalamak için görev başındaydı. İlk üç gün rüzgâr esmedi. Dördüncü gün esen rüzgârlar pervaneyi döndürdü ama pompa yine su basmıyordu. İlk kez 120 metrelik borunun ucunda çalışıyordu. Borulara yukardan su dolduruldu. Fakat su biyerlerden kaçıyordu. Ya klapelerden ya da boru bağlantılarından olabilirdi. Bunun üzerine klape tasarımı daha da geliştirildi ve klapelerde o-ring kullanılmaya başlandı. Boru bağlantılarında da keten kullanılarak sızdırmazlık sağlandı.
Yelkapan çalışırken çok titriyordu. Esen rüzgarlardan korkmaması için kaymalı yatak burçlarını bilyalı rulman ile değiştirdik. Artık yelkapan korkup titremekten vazgeçmişti.
Yelkapanın taşıması gereken bir ton ağırlığındaki beton kütleler baştan beri yelkapana ağır geldi. Halatlar ne yaptıysak koptu. Ta ki halat yerine yük zinciri kullanmayı akıl edene kadar. Artık zincir kopması olmadı ama zinciri taşıyan mil koptu. Biz de daha güçlü bir mil kullanmamız gerektiğini anladık.
Nihayet kış aylarında Edirne’deki atölyelerde yapılan tadilatlar sona erdi ve kış şartlarına rağmen yelkapan yeniden faaliyete geçti. Artık su pompalamaması için hiçbir mazereti kalmamıştı. Ve kaçınılmaz olarak rüzgarı suya dönüştürmeye başladı. Tarih 8 Şubat 2008 idi. Yelkapanın doğum günü gibi bir şey…
Ama yine talih bizden yanaydı. Tam dokuz gün sonra yılın en şiddetli fırtınası çıktı Edirne’de. İstanbul karayolu kapandı, çatılar uçtu. Çatılarla beraber yelkapanın pervanesi de… Anladık ki bu aletin başını boş bırakmaya gelmiyor. Ve biz de gereğini yaptık hemen. Yapılan tasarım değişikliği ile pervane kafes içine alındı ve tepesinden yataklandı. Ayrıca kaburga ve bağlantı tasarımları da güçlendirildi. Böylece kolay kolay fırtınalara pabuç bırakmayacak bir hale geldi.
İkinci nesil prototip
Tüm bu tadilat çalışmaları birden fazla değişik atölyelerde yapıldı. Her yerde birbirinden değerli teknik insanlar yılların birikimi ile elde ettikleri tecrübelerini bizimle paylaştılar. Bu tavsiyelerin yanı sıra yelkapan çalışırken yapılan gözlemler birçok detayın değişmesi gerektiğini gösterdi. Değişiklikler o denli fazlaydı ki artık yeni bir prototip yapma zamanı gelmişti. Bu birikimler neticesinde ikinci nesil prototip ortaya çıktı.
Yelkapan artık hizmet vermek için göreve hazırdı.
Hikayenin, yeni yelkapan modellerinin geliştirilmesi ile devam etmesi umuduyla…
|